Ez-Zühre

Paylaş
Ez-Zühre
Photo by Blair Fraser / Unsplash

Arapların ' ez zühre ' dediği sabah yıldızı..

Bu yıldızın bir zamanlar kadın olduğuna dair araplar arasında yaygın bir efsane vardır:

“Derler ki, bir vakitler harut ve marut diye iki melek vardi; Bunlar meleklere yakışır biçimde alçak gönüllü olmayı unutup, erişilmez güzellikleriyle kurumlanmaya başladılar: “biz ışıktan yaratılmışız: ana rahminin karanlığından çıkan şu sefil insanoğlu gibi günaha ve tutkuya bulaşmamışız.” böyle diyerek, saflıklarının, günahsızlıklarının kendi güçlerinden ileri gelmediğini unuttular; evet, temiz ve günahsızdılar, ama bu, onların arzu nedir bilmemelerinden ve ona karşı koymakla hiçbir zaman yükümlü tutulmamalarından ötürüydü sadece. Onların bu küstahlığı Rabb’in hoşuna gitmedi ve onlara şöyle dedi: “ Yeryüzüne inin ve kendinizi orada deneyin!” böylece mağrur melekler yeryüzüne indiler ve orada insan kılığında, insanların arasında dolaşmaya başladılar. Yeryüzüne indikleri daha o ilk gece, görülmemiş güzelliğinden ötürü insanların ‘ez zuhre’ (Nur gibi parlak) dedikleri bir kadına rastladılar. Iki melek, bu kadına insanoğlunun gözleri ve onun duygularıyla bakınca zihinleri karıştı ve tıpkı insanoğlu gibi, içlerinde kadına sahip olmak arzusu ayaklandı. ve her ikisi de kadına “benim olmaz mısın?” diye çağrıştılar. kadınsa dönüp onlara şöyle dedi: “ait olduğum biri var; bana sahip olmak istiyorsanız, onu ortadan kaldırmanız gerekir.” ve iki melek o adamı bulup, çekinmeden katlettiler. Ellerinde daha işledikleri cinayetin kanı kurumadan oracıkta azgın arzularını doyurup kalktılar. Fakat arzularını susturur susturmaz da, iki yeryüzü meleği, yeryüzünde geçirdikleri daha bu ilk gecede işledikleri çifte günahın –cinayet ve zinanın- farkına varıp önceki kurumlanmalarının ne kadar anlamsız ve boş olduğunu gördüler…ve Rab onlara şöyle dedi: “cezanızı bu dünyada mı çekmek istersiniz, ahirette mi?” acı bir pişmanlık içinde melekler, bu dünyada çekmek istediklerini söylediler ve Rab, onların zincirlerle gökle yer arasında asılmalarını ve hüküm gününe kadar öyle ve asılı kalmalarını buyurdu. Bu, alçakgönüllülüğünü kaybeden her erdemin yok olup gideceğini bilsinler diye insanlara da, meleklere de bir ders olacaktı. Fakat hiçbir insan gözü melekleri göremeyeceği için, Allah ez-zühre’yi göklerde parıldayan bir yıldız haline getirdi ki insanlar onu görsünler de Harut’la ve Marut’un başına gelenlerden ders alsınlar.”

muhammed esed, mekke’ye giden yol, cev. cahit koytak, insan, istanbul 1998, pp. 166-167

"Zühre: derler ki, aşk da unutulurmuş herşey gibi... hem de yaşanıp bittikten, soğuyup küllendikten sonra değil, tam da dolu dizgin devam ederken unutulurmuş aşk... neyse ki, zühre yıldızı varmış göğün üçüncü katında... halen aşık olup olmadıklarını ve eğer aşıklarsa kime aşık olduklarını hatırlamayanlar, göğün üçüncü katına çıkıp, zühre yıldızının elindeki aynaya bakarlarmış... baktıklarında gördükleri yüz, aşık oldukları kişinin yüzü olurmuş... derler ki, bazıları sadece zifiri karanlık görürmüş aynada... böylelerinin hafızalarından şüphe etmeleri yersizmiş... çünkü tekleyen hafızaları değil, yürekleriymiş..."

elif şafakmahrem

İşte böyle bir şeydir :)

Devamını oku

Test Verisi Çöplüğü: Bir Ekip Kendi Yarattığı Veride Nasıl Boğulur?

Test Verisi Çöplüğü: Bir Ekip Kendi Yarattığı Veride Nasıl Boğulur?

Seri 2: Sahadan Hatalar – Bölüm 2 Yazılım geliştirme süreçlerinde çoğu zaman kodun kendisine, mimariye veya pipeline konfigürasyonlarına odaklanılır. Ancak bir test mühendisinin günlük mesaisini en çok tüketen, sabrını en çok sınayan gizli bir canavar vardır: Test verisi. Bir gün test ortamında koştuğumuz kritik bir ödeme akışının sürekli patladığını gördük. Kod

Savaş Avcu tarafından
Developer ile Testçi Arasındaki Görünmez Duvarı Kim Örüyor?

Developer ile Testçi Arasındaki Görünmez Duvarı Kim Örüyor?

Seri 1: Liderin Masası – Bölüm 3 Yazılım takımlarında adı konmamış bir gerilim vardır. Bazen bir Teams mesajının tonunda, bazen bir PR incelemesinde, bazen de sprint sonuna sıkışan bir test döngüsünde kendini hissettirir. Dışarıdan bakıldığında aynı hedefe koşan, aynı ürünü ayağa kaldırmaya çalışan iki disiplin: Geliştirici ve test mühendisi. Ama masaya

Savaş Avcu tarafından