İzledim: Kaybedenler Külübü
Gece yarısı Kadıköy sokaklarında amaçsızca dolanırken fonda çalan blues ezgisi gibi bir film. Kaan ve Mete’nin mikrofona karşı umursamazca fısıldadığı o hayat gailesi, aslında 90’ların sonundaki koca bir kuşağın yalnızlığına ve aidiyetsizliğine ayna tutuyor.
Nejat İşler ile Yiğit Özşener’in kimyası o kadar doğal ki, senaryolu bir filmden ziyade iki eski dostun masasına oturup sessizce onları dinliyormuş hissi veriyor. Şatafatsız, iddiasız ve kendi halinde takılan ama tam da bu yüzden derine işleyen replikleri var. "Kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış" olmanın verdiği o garip hafifliği ve melankoliyi çok iyi yakalamışlar.
Bittiğinde insanda bir sigara yakma (veya gece çayı koyma), eski bir radyo frekansı arama hissi bırakıyor. Yerli sinemada atmosferiyle bu kadar kendine has bir alan açan iş az bulunur; her izleyişte aynı nostaljik burukluğu hissettirmesi tesadüf değil.
