Test Mühendisliğinde Mentorluk: Tecrübeden Öğrenmenin Gücü
Yazılım testinde bilgi çoğu zaman dokümante edilmez. Öğretilmez de. Daha çok aktarılır. Bir bakışta, bir yorumda, bir toplantıda söylenen tek bir cümlede ya da bir hatanın neden “böyle” ele alındığını anlatan kısa bir sohbette ortaya çıkar. Bu yüzden test mühendisliğinde mentorluk, resmi bir süreçten çok, zamanla oluşan bir öğrenme ilişkisi olarak var olur.
Yeni başlayan bir test mühendisi için test teknikleri öğrenilebilir, araçlar kavranabilir, süreçler ezberlenebilir. Ancak testçilik dediğimiz şeyin asıl zor kısmı bunlar değildir. Asıl zor olan; neyin önemli olduğunu ayırt edebilmek, hangi sorunun sorulmaya değer olduğunu sezebilmek ve belirsizlik karşısında panik yerine düşünmeyi seçebilmektir. İşte bu noktada mentorluk devreye girer.
Mentorluk, bilgiyi hızlandırmaz; bakış açısını derinleştirir.
Mentorluk Bilgi Aktarmak Değil, Düşünme Biçimi Kazandırmaktır
Test mühendisliğinde mentorluk çoğu zaman yanlış anlaşılır. Birçok kişi mentorluğu, “bildiğini anlatan kişi” olarak görür. Oysa gerçek mentorluk, hazır cevaplar vermekten çok, doğru soruların nasıl sorulacağını göstermektir.
Bir mentor şunu yapmaz:
- “Bunu şöyle test et” diye direktif vermez.
- “Doğrusu budur” diyerek noktayı koymaz.
- Karşısındakini kendi kopyasına dönüştürmeye çalışmaz.
Bunun yerine şunu yapar:
- “Burada sence risk nerede?” diye sorar.
- “Bu senaryoyu neden böyle düşündün?” diye dinler.
- “Başka nasıl bozulabilirdi?” diye zihni açar.
Mentorluk, teknik bilginin ötesinde, karar verme kasını geliştirir.
Testte Tecrübe, Yıllarla Değil Tekrar Eden Hatalarla Oluşur
Test mühendisliğinde tecrübe, kaç yıl çalışıldığıyla doğrudan orantılı değildir. Aynı hatayı beş yıl boyunca yapan biri, hâlâ acemidir. Aynı hatayı bir kez yapıp nedenini anlayan kişi ise hızla olgunlaşır.
Mentorluk bu noktada kritik rol oynar çünkü çoğu hata, tek başına fark edilemez. Bir test mühendisi bir senaryoyu eksik düşündüğünü, ancak başka biri bunu ona gösterdiğinde fark eder. İşte mentor, bu farkındalığı sağlayan kişidir.
Burada önemli olan hata göstermek değil, hatanın düşünsel kökenini açmaktır. “Burayı atlamışsın” demek öğretmez. “Bu alanı neden gözden kaçırdın?” sorusu öğretir.
Mentorluk Resmi Olmak Zorunda Değildir
Mentorluk çoğu zaman resmi programlarla, eşleşmelerle, takvimlere konan görüşmelerle tanımlanır. Bunlar faydalı olabilir ama zorunlu değildir. Test ekiplerinde en etkili mentorluk çoğu zaman gayriresmidir.
- Bir test senaryosu üzerinden yapılan kısa bir sohbet
- Bir hatanın neden geç fark edildiğinin konuşulması
- Bir refinement toplantısından sonra yapılan beş dakikalık değerlendirme
- “Bunu neden böyle düşündüğünü merak ettim” diye başlayan bir diyalog
Bu anlar, resmi mentorluk oturumlarından çok daha öğreticidir çünkü gerçek bağlamın içindedir.
Mentorluk planlanabilir ama dayatılamaz.
Mentor Olmak Üstünlük Değil Sorumluluktur
Test ekiplerinde deneyimli kişilerin en sık düştüğü tuzaklardan biri, bilgiyi güç olarak görmektir. Bilgiyi saklamak, paylaşımı geciktirmek ya da “zamanım yok” diyerek kapıyı kapatmak kısa vadede konfor sağlar ama uzun vadede ekibi zayıflatır.
Mentor olmak, her şeyi bilmek demek değildir. Bilmediğini açıkça söyleyebilmek, birlikte düşünmeyi teklif edebilmek ve karşısındakinin gelişimine alan açabilmektir.
Gerçek mentorlar:
- Bilgiyi tekelleştirmez
- Sürekli konuşmaz, dinler
- Yanılabileceğini kabul eder
- Öğrenmenin çift yönlü olduğunu bilir
Mentorluk tek taraflı bir aktarım değil, karşılıklı bir gelişim ilişkisidir.
Mentor–Mentee İlişkisinde Güven Belirleyicidir
Mentorluk ancak güven varsa işler. Güven yoksa mentee soru sormaz, risk paylaşmaz, eksiklerini gizler. Bu da öğrenmeyi durdurur.
Güvenin oluşması için:
- Yargılayıcı dil kullanılmamalı
- Kıyas yapılmamalı
- “Ben olsam” cümleleri dikkatli seçilmeli
- Öğrenme süreci bir yarış gibi sunulmamalı
Test mühendisliği zaten yeterince belirsizlik içerir. Mentorluk bu belirsizliği artırmamalı, yönetilebilir hale getirmelidir.
Mentorluk Kültürü Olan Ekipler Neden Daha Dayanıklıdır?
Mentorluk kültürü gelişmiş ekiplerde bilgi kişilere değil, ekibe aittir. Bu da şu sonuçları doğurur:
- Bir kişi ayrıldığında sistem çökmez
- Yeni gelenler daha hızlı adapte olur
- Aynı hatalar tekrar tekrar yapılmaz
- Ekip içi iletişim daha açıktır
- Sorumluluk paylaşımı doğallaşır
Bu ekiplerde kalite bireysel kahramanlıklara değil, kolektif farkındalığa dayanır.
Mentorluk Sadece Yeni Başlayanlar İçin Değildir
Yaygın bir yanlış algı da mentorluğun sadece junior’lar için gerekli olduğu düşüncesidir. Oysa deneyimli test mühendisleri de mentorluğa ihtiyaç duyar. Çünkü teknoloji değişir, ürünler değişir, beklentiler değişir.
Deneyimli kişiler için mentorluk:
- Kör noktaları fark etmeyi
- Alışkanlıkları sorgulamayı
- “Bunu hep böyle yapıyorduk” tuzağından çıkmayı sağlar.
Mentorluk tek yönlü değildir.
Herkesin öğrenecek bir şeyi vardır.
Sonuç
Test mühendisliğinde mentorluk, hızlı sonuç üretmez ama kalıcı etki bırakır. Bir kişiyi değil, bir düşünme biçimini geliştirir. Araçlar değişir, süreçler evrilir, teknolojiler eskir; fakat iyi bir mentorun kazandırdığı bakış açısı kalır.
Test ekipleri büyümek istiyorsa sadece otomasyon yatırımı yapmamalı, sadece süreç iyileştirmemeli; bilginin nasıl aktarıldığını, tecrübenin nasıl paylaşıldığını ve öğrenmenin nasıl teşvik edildiğini de düşünmelidir.
Çünkü testte gerçek ustalık, bildiklerini anlatmakta değil; başkalarının düşünmesini sağlayabilmektedir.